Category Archives: japonya

Japonya seyahatimiz (6.gün)

“Ohaa be nolii?” dediğinizi duyar gibi oluyorum ama bu fotoların boynu bükük klasörlerinin içinde bekleşmelerine daha fazla razı olamadım ve “Nasıl olsa Loreathan yazdı hepsini, ben yazmasam da olur” diyerekten ve de üşengeçlikten yarım bıraktığım gezi notlarını tamamlamaya karar verdim :D mihihihiiii!

Hadi başlayalım :)


Hava feci sıcaktı, burası gibi falan değil, feci bir nem… Yapış yapış bir sıcak! Bugünün planı Harajuku taraflarında dolaşıp sonra Didem ile buluşup Didem ve Hiro’nun evlerine geçmekti.

Burası Harajuku civarında öğle yemeğimizi yediğimiz bir pizzacıydı, deniz mahsüllü pizzalarının tadı damağımda kaldı :)

Ve gezinirken ne görelim? Manga Girls inspiration Blythe sergisi! Yani Manga kızlarından ilham alarak hazırlanmış Blythe bebekleri sergisi. Oleeey tam bizlik! Hemen daldık tabi.

Katılımcılar Mangalardan ilham olarak hazırladıkları Blythe bebeklerini sergiliyorlar bunun yanında bir de oylama oluyor.

Biz de oyumuzu kullandık tabi. :D Benim ve Lore’nin oyu Kiki’s Delivery Service’teki Kiki’ye gitti. Alttaki resimlerde görebilirsiniz :D


Gözümüz bayram etti tabi. Japonlara has özen, detaycılık ve zariflik her yerde…



Şu detaylara ve verilen özene bakın!


Detaylara dikiz atmak için iyice diplerine giren Hesi…


Korseni ve yırtık çoraplarını yerim senin!


Tophat’i ve kafes eteği ile tam bir gotik lolita (etekteki minicik kurukafaya dikkat)


Bu şeker ise biraz daha punk bir lolita :D


Bu Blythe’ın minik katanasına bayıldım!


İşte Kiki! Çantasında da kedisi Jiji :D


Tokidoki kıyafetli ve Bastardino ile yürüyüşe çıkan bu fıstığa bayıldım! ♥


Bu Blythe’daki detaylar beni bitirdi. Elinde tuttuğu çantasından minicik bir kalem ve sarkan anahtarlıklar var :D


Daha sonra arkadaşımız Didem’in işyerine yakın olan Harajuku’da buluşuyoruz.


Akşam yemeği için alışveriş :) Mis gibi ahtapot bacakları :D


Edamame’ler kaynıyor! Bunları çok seviyorum, leblebi gibi gidiyorlar lüplüp.


Didemcim bize süper yemekler pişiriyor :D om nom nom


İşte süper bir sofra! Miso çorbası, balkabağı haşlaması, mısır, edamane, balık ve gohan.


Bu fotodan tam anlaşılmasa da, Hiro ve Didem’in 24. kattaki evlerinin inanılmaz bir Tokyo manzarası var. (Ben hemen televizyonu ele geçirip bir anime buldum, alt yazı olmadığı için anlamasam da, anime candır!)


Türkiye’ye dönünce şu kabağın aynısından yapmak için almadığım çeşit balkabağı kalmadı. Bir türlü bu tadı yakalayamadım :( Kendinden şekerli, çok güzel ve lokum gibiydi. Hiçbirşey koymadan sadece haşlamıştı.


Edamame’ler! Türkiye’de Wagamama’larda var. Bazen önünüze atıştırmalık olarak da getiriyorlar.


Miso çorbası. Kuru olanından bolca almıştım. Onlar da çok sevdiğinden Nora‘lar bize geldiğinde yapıyorum hep. ♥


Lore ile Hesi yemeklere yumulmadan az önce :D


Bu da anasonlu tofuydu yamulmuyorsam.


Bunlar da adını hatırlayamadığım Japon tatlıları. Çok hafifler ve içleri lokum gibi biraz yapışkan ve çok çiğnemek gerekiyor.

Özellikle bazı bayramlarda çok yenirmiş ve çok iyi çiğneyemediklerinden bunu yerken boğulup ölen yaşlılar çok olurmuş yazık :(

Eylemlerim devam edecek muffinlerim! Japonya yazıları bitecek

(1 sene rötarla da olsa hahahahaha :D )

Öptüm! ♥

Japonya Seyahatimiz (5. gün)

 Üşengeçlikten biraz da Flickr canımı sıktığından, (40 resmin tek tek linkini al koy) 4 gün yazıp bıraktığım Japonya yazılarıma Blogger’ın 50-60 hatta daha fazla resmi bir anda  hödööö diye yükleyebilen yeni yükleyicisini kefşetmemle beraber devam etmeye karar verdim.
(aha çok uzun cümle)

Japonya’daki 5. günümüzü Ghibli Müzesine ayırdık. Miyazaki hayranı olup da, Japonya’ya kadar gelmişken Ghibli’yi gezmeden dönmek olmaz! Mitaka’daki müzeye gitmek için yola koyulduk.

Anime ile ilgisi olmayanların dahi bildiği bir çizgi filmi var Miyazaki’nin, o da Heidi, the girl of Alps (Heidi, Alplerin kızı). Zaten kariyerindeki en büyük başarılarından biri… Özellikle 70lerin sonu ve 80lerin başında doğanlar bu çizgi filmle büyümüşlerdir.

Neyse müze’ye doğru gidiyorduk…
Olay yerine intikal ettik, şimdi kuyruktayız ve sağı solu çekerek içeriye doğru ilerliyoruz!
İşte çalıların arasından kafası gözüken dev robot bizi biraz daha meraklandırıyor…
Saksıların içine minicik evler koymaları ne kadar akıllıca!
 Kapıya ulaştık! Totoro bizi karşılıyor.
Anne of Green Gables

(Hayalgücü çok gelişmiş olan bu öksüz kızın hikayesini hayal meyal hatırlıyorum, bence yeniden izlenir, çocukluk anıları da tazelenir)

 Her tarafından çılgın detaylar fışkıran müzenin içinden manzaralar
 Öyle böyle sıcak değildi Japonya, susuzluktan dil damak yapışmış.
Ve uzaktan kellesi gözüken dev robot ile fotoğraf çektirmeden olmaz!
Her detay bizde hayranlık uyandırıyor.
Karınlar da guruldamaya başlayınca, Ghibli müzesinin cafesine kendimizi attık.
Porco Rosso?
Kediler dikizde
Tepeden manzaralar
 Çizim stüdyolarındayız.
 Çalışma alanları o kadar güzel korunmuş ki, anlatılmaz yaşanır.
 Sanki her an masalarına geri dönüp çalışmaya devam edecekler gibi.
 Artık gitme vakti geldi, dev robot bizi uğurluyor (>_<)/)
Otobüs de geldi…
 Ah otobüs durağının tabelası bile Totoro’lu!
Her programın sonunda olduğu gibi yine mabedimiz Akihabara’nın yolunu tutuyoruz.
Bu da metro’da gördüğümüz tabela.
Please do it again??
Melaba ben Hesi, öldüm ve  şu an cennetteyim.
 Lore bey bir parsa kaldırmış yine Akihabara’dan ama ne acaba?
Hava kararıyor ama biz hala geziyor geziyoruz.
Yürüyemeyecek hale gelince de otele dönüyoruz.
Evet muffinlerim, 5. gün de böyle geçmişti, diğer günlere de devam edeceğim, azimliyim nan!

Not: Tüm fotolar her zamanki gibi Loreathan tarafından çekilmiştir.

Diğer günler: